https://www.sbbseracilik.com.tr/
Radyo Mega Play Radyo Mega Pause
havadurumu 23° Adapazarı
Sabah
06:33
Öğle
13:17
İkindi
16:00
Akşam
18:25
Yatsı
19:46

Feda "Kâr"

Kaynak: Adatavır Haber Ajansı
Yazarlar/Köşe Yazısı
29.08.2022
Yazıyı Yazdır

Fedakarlık nedir bilir misiniz? Fedakârlık bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme anlamına gelir.

Eğer bu amaç uğruna birileri "Feda" ederken birileri de "Kâr" ediyorsa hiç kimse kusura bakmasın bunun adı (Fedakârlık) değil "Ticaret" olur.

Atalarımızdan, dedelerimizden bu günlere hiç değişmeden gelebilen bin yılları devirmiş Ata sporumuz son 25-30 yıldır öyle bir hal aldı ki; kimileri Ata sporumuzun dokusu, örf adet ananeleri, maneviyatı, kuralları değiştirilemeden nice bin yıllara daha devam etmesi anlamında her türlü zorluğa, şartlara rağmen zamanını, gücünü, variyetini, ömrünü fada ederken, birileri de bu camianın tarihi dokusundan, büyüklüğünden faydalanarak kâr ediyor ve bu kâr eden kesim yağlı güreş camiasında öyle bir oyun, tezgah, düzen kurmuş, köşeleri öyle bir tutmuş ki; her kim bu düzeni değiştirmeye, bir düzen, bir nizam getirmeye çalışsa karşısında bu kâr eden ekibi buluyor. Çünkü yılların ve yolların bu kâr ekibine öğrettiği tek şey köşeleri kapatmak olmuş. Nereden hamle yaparsanız yapın bunlar dokuz taş oyunu gibi her köşeyi tutmuş, üç yapıyor.

Dokuz taş da bir tabir, bir hamle varki; oynayanlar iyi bilir, vargel kurma. Adamlar vargeli kurmuşlar her ne yapılırsa yapılsın hangi yönetim, hangi ekip, hangi zihniyet gelirse gelsin bu oyunu bozamıyor. Hal böyle olunca bin parçaya bölünmüş durumda olan Başpehlivanlarımız; aralarında bir sürü guruplara bölünmüş ekipcilik, takımcılık, yancılık durumuna gelmişler.

Cazgırlarımız ayrı bir gurup olmuş. Davul Zurna ekibi ha keza. Belediyeler bir yandan, güreş organizatörleri ayrı bir yandan. Ağalarımız tüm pehlivanların hamisi, abisi bilinirken onların da bir kısmı belirli pehlivanlar için tüm imkânlarını seferber ederken, diğerlerinin adeta sahada varlığını bile hissetmiyor, belki de hissetmek istemiyor. Hatta yok etmeye çalışıyor.

Yağlı güreşin emektarları, duayenleri bilir kişiler küsmüş, küstürülmüş bir kenardan bu kötü gidişe bakıyor. Siyasilerin tek derdi var bu kalabalık kitle arasına anonslar ile Davul Zurna eşliğinde methiyeler dizilerek isimleri anons edilsin, bir kaç kelime de mikrofona konuşsunlar. Pehlivan güreş camiası kimin umurunda.

Devlet bugüne kadar ne hikmettir bilinmez; Dünya'da kabul gören tarihi birkaç yüz yılı geçmeyen tüm sporlara destek olup alt yapı tesisleşme anlamında her türlü yatırmı yaparken, Dünya'nın en eski sporu tarihi bin yılları aşan Ata sporumuz yağlı güreşe lâik olduğu değeri hiç vermedi.Her daim spor dalları içinde yağlı güreş üvey evlât muamelesi gördü.

Yazarlara, çizerlere, yayın yapanlara gelince onlarında büyük bir kısmı kazan kazan parolası ile yola devam ediyor. Hatta profesyönel bakış açısı diye bir zırvalığa sığınarak her türlü Ali Cengiz oyununu mübah sayıyorlar. Burada Ali Cengiz oyunu çok hafif kalıyor da; şimdi bunlar zaten kan emici kene gibi, sırtlan gibi tetikte bekliyor. Bir açık versinler de bunları toptan yok edelim diye. Kendilerine rakip gördükleri meslektaşlarını, birilerinin gücünü arkalarına alarak sayfalarını kapattırıp, ekranlarını karartırıyorlar ki; kazan kazan zihniyetindeki çarklarına kimse çomak sokmasın. Lafa geldimi herkes birilerini suçlamayı hedef göstermeyi çok iyi biliyor. Herkesin gösterdiği bir günah keçisi var. Taşlayın, yok edin. Tamam kardeşim taşlayın taşlayın da, eğer birileri çıkıp da size ilk taşı içinizden günahsız olan atsın derse, hangi biriniz bu taşı atmaya cesaret edebilirsiniz. Hanginiz günahsızsınız. Eminim bu konu dile getirilse hiçbiriniz birbirinizin yüzüne bakamazsınız.

Haksızlık, usulsüzlük karşısında bildiğiniz, gördüğünüz, duyduğunuz halde suskun kalın. Hatta çıkar ve menfaatiniz gereği haksızlığı, adaletsizliği, zulmü yapanın karşında değil, yanında durun. Bu duruma bir nevi ortak olun. Sonra herkes kendisine bir günah keçisi arasın. Yok öyle bir dünya. Çıkar ve menfaat uğruna her türlü yolu kendinize mübah sayacaksınız, sonra sayıları az, sesi kısık, gücü az olanların sözünden, yazılarından rahatsızlık duyacaksınız. Bakın diyeyim size bir şey. Şeytanlığı yapanın kafasına gelen taştan rahatsız olmaya hakkı da yoktur. An itibarı ile devran sizin devranınız gibi göründüğünden kendinizi ulaşılmaz dağ zannedebilirsiniz. Bu millet sizin gibi modelleri çok gördü. Hepsinin de sonu hüsran ile bitti. Neleri geldi geçti. Elindeki diploması ile kendisini zeki zanneden cahiller, parası variyeti ile kendisini rızık veren zanneden bi çare zavallılardır. İnsanlara gına geldi artık, birilerinin çok bilmişliğinden. Birilerinin egosundan, kibrinden nefret getirdiler artık. Neye, kime, hangi güce, makama sahip olursanız olun sahip olduğunuz size güç veren şey sizi insan yapamıyorsa, siz kendinizi nerede görürseniz görün insanların gözünde kocaman bir hiçsiniz. Oynadığınız her türlü oyunu, tiyatroyu millet görüyor, biliyor. Kkimseyi değil, kendinizi kandırıyorsunuz.Millet sahaya çıkan pehlivanı, yaptığı güreşi, arkasındaki gücü, verilen verilmeyen desteği, ileri itiklediklerinizi, geriye çektiklerinizi, amacınızı, niyetinizi, zihniyetinizi çok iyi biliyor.

Kim haklının kim haksızın yanında, kim çıkar menfaat uğruna, kimleri nasıl harcıyor, biliyor, görüyor. Kardeşim! Ata sporumuz yağlı güreş hiçkimsenin oyuncağı, basamağı, ticaret hanesi, sıçrama tahtası değil. Şuna eminim ki; hiç kimse de bu camiaya babasının hayrına hizmet etmiyor. Zaman ve para harcamıyor. Verilen emeğin kat be kat geri dönüşü oluyor. Kimse kimseyi saf yerine, cahil yerine koymaya kalkmasın. Hiçbir makam, hiçbir para babası devletin gücünden, milletin gücünden güçlü değildir. Bu camia sizden önce bin yıl vardı. Siz olmadığınızda da binlerce yıl devam edecek. Kendinizi ben yoksam bu camia da yok rolünde görmeyin. Sizlerde gelip geçicisiniz. Bu yüzden elinizden bir şey geliyorsa dualı çayırın beddualı çayıra dönmesine mani olun ki; vakti, zamanı geldiğinde mazide kaldığınızda ardınızdan beddua değil, dua ettirin. Ne bedduası demeyin sakın. Dualı mı? Beddualı mı? Duymak istiyorsanız cazgırlara değil er meydanındaki hakkı yenen pehlivanlara, pehlivan yakınlarına, güreşe gönül vermiş seyirciye kulak verin. Duayı da, bedduayı da duyarsınız.

Sözüm kime mi? Elini kalbine koyup, kendisine şu soruyu soramayan herkese. "Ben bu çarkın neresindeyim. Haklının yanında mıyım, yoksa güçlünün yanında mı?" Hakkın ve hakikatın değilde, güçlünün yanında olan, bu yolda yürüyebilmek için her türlü tersaneyi kendisine mübah sayan üzerine alan herkese. Gün ola harman ola. Sizin de devranınız son bulur. Ya dua ile ya da beddua ile anılırsınız.

Şimdi bu yazıyı ya rastgelir okursunuz. Ya da bu yalakalığı birileri görev edinir, siz nüfuslu kişilere iletir. Szler de üzerine alan nüfuslu kişiler, "Sadece Güreş" sayfasını kapattırdıgınız gibi nüfusunuzu kullanır, benim şahsi sayfamı da kapattırırsınız. Hiç sıkıntı yok, elinizden geleni ardınıza koymayın. Gün sizin gününüz, devran sizin devranınız, şimdilik tabii ki. Gün ola harman ola. Sizlerin de ele ayağa düştüğünüz günü görürüz.

Saygılarımla...

Yorumlar 0
Bu habere ilk yorumu siz yapın