Radyo Mega Play Radyo Mega Pause
havadurumu 23° Adapazarı
Sabah
06:24
Öğle
12:52
İkindi
15:17
Akşam
17:39
Yatsı
19:04

Siyaset siyasetçiden fedakarlık ister

Yahya Bakır’a konuşan AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever “Siyaset, siyasetçiden zamanını, eşini, işini bir kenara bırakıp hizmet bekler. Bu disiplinle Sakarya’ya hizmet etmeye çalışıyoruz.” dedi.

Haberler/GÜNCEL
13.11.2020
Haberi Yazdır
Siyaset siyasetçiden fedakarlık ister

Yahya Bakır- Yunus Tever’i tanımak isteriz.

Yunus Tever- 1980 Adapazarı doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi Sakarya’da bitirdim. Üniversite eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Üniversite eğitiminden sonra aile şirketimizde göreve başladım.

Y.B- Aile şirketinde çalışmak sizin tercihiniz miydi?

Y.T- 1890 yıllarında Karadeniz’den göç edip 1900’lü yıllarda sanayiye atılarak başlayan bir serüvende bende aile geleneğini yerine getirdim. Ailenin çocukları şirkette görev yaparak aile büyüklerine yardımcı olmaya çalışırlar.

Y.B- Eğitim hayatınızdan önce aile şirketinde çalışmaya başladınız mı?

 Y.T- Sanayi, çocukluk yıllarımdan beri babamın bana aşıladığı bir husustur. Şirketimiz merkezdeydi, 11 yaşından itibaren sürekli şirkete giderdim. Katlı Pazar Yeri şirketimizin önünde, üst caddede kurulurdu. Babam bizleri ticarete alıştırmak için bir kasa limon alıp şirketin önüne koyardı, orada limon satardım. Ramazan akşamlarında kaymak satardım. Kısacası küçük yaşlardan itibaren ticaretin içinde oldum. Babamın da bu özgüveni bize sağlamasıyla ticari hayata kısmen giriş yaptım. O günden itibaren de ticarete devam ediyorum.

Y.B- Şehrin en büyük tüccarlarından birinin limon kasasını çocuğunun önüne koyup bunu satacaksın demesi çok ilginç değil mi?

Y.T- Şirketimizde mütevazi bir yapı var. Şirketimize gelen insanlar, babamı fabrikada bir makinanın başında görebilirler. Şirketimizde bir aile ortamı var, personel ve işveren arasındaki diyalog çok farklı. 30 yılı aşkın bir süredir bizimle çalışan personellerimiz mevcut. Üniversite okuduğum yıllarda da şirketimizin tekstil üzerine faaliyetleri vardı. Hafta sonları ve tatillerde İstanbul’da kalıp ticareti öğrenmeye çalıştım. Tekstil üzerine de tecrübelerim oldu. 15 yaşından itibaren babamın teşvikiyle şirkete girip çıktım. Üniversiteyi bitirdikten sonra da kimse “Oğlum gel, sen patronsun!” demedi. Fabrikada idari işler müdürü, satın alma sorumlusu gibi birtakım birimlerden geçerek buralara geldim. Babamın bana verdiği görevler özgüvenimin oluşmasına destek oldu. Ben de onu mahcup etmemek için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Y.B- Şu anda bir hava yolu şirketinin sahibi İngiltere'de eğitim aldıktan sonra Türkiye'ye geldiğinde babası tarafından Çorum'da bir bankaya para sayma memuru olarak gönderilmiş, ilk duyduğunda bu durumdan rahatsızlık hisseden memur daha sonra bankada görevini icra ederken oraya gelen insanların paralarına verdiği değeri, paranın nasıl kazanıldığını görerek ticari hayatta aslında ne kadar önemli tecrübeler edindiğini anlamış. Sanırım size küçük yaşlarda limon sattıran babanız da size ticaretin nasıl yapıldığını paranın küçümsenmemesi gerektiğini göstermek istedi.

Y.T- Ramazan'da kaymak satarken bazen satamazdık akşam gelir, “Anne-baba kaymak satamadık” derdik. Orada ince bir nüans var aslında ticaretin ne kadar zor, pazarlamanın ne kadar uğraş gerektirdiğini bize öğretmek istediler. Dedemin bir lafı var. “Yapacağınız ürünü kaliteli yapın, o ürün zaten size müşteri getirir.” Bizim şirketlerimizde de tamamen bu düşünce hâkim, en kaliteli ürünle hizmet etmek.

Y.B- Tever ailesinin ticari hayatı Osmanlı’da tren raylarına ahşap malzemeler satarak mı başladı?

Y.T- 1900’lü yıllarda ilk kereste atölyemiz kurulduğunda demiryollarında travers imalatı yaparak başladı sonrasında bu işi devam ettirip buralara kadar getirdik. Ailemizde genel anlamda ya müteahhitlik ya da kereste sektörü üzerinden ilerleyen bir ticaret anlayışı var. Bu anlayıştan hiçbir zaman kopmadık. Biz de bu geleneği devam ettiriyoruz, umarım bizden sonra çocuklarımız da bu geleneği devam ettirir.

Y.B- Günümüzde e-ticaret başka bir boyuta ulaştığını düşünüyor musunuz?

Y.T- 14 yaşında bir oğlum var. Bana, “Baba bir Türk firması oyun kurmuş. Bu oyunu büyük bir meblağıyla yabancılara satmış” diyor. Gördüğünüz gibi ticaretin terimleri dahi değişti, uygulamalar, oyunlar üzerinden ticaretler yürütülüyor. Gençlerin bakış açıları çok farklı çocuklarımız bizim yaşımıza geldiklerinde kereste işinin haricinde farklı taleplerle bizlere gelebilirler.

Y.B- Bir grup arkadaş toplanıp bilgisayarlarını alarak yönetici yok, idareci yok oturup bir oyun yazmaya karar veriyorlar ve oyunun yazılımını yapıyorlar 1.7 milyar TL'ye oyunu uluslararası bir şirkette satıyorlar. 0 sermayeyle ulaşılan rakam oldukça büyük. Teknoloji çok başka bir seviyede seyrediyor değil mi?

Y.T- Teknoloji artık çağımızın olmazsa olmazı ve çok başka bir seviyede ilerliyor. Teknoloji ayak uydurabilmek teknolojiyi düzgün kullanmak gençler açısından bakıldığında umut verici. Teknoloji sayesinde umarım daha çok cevherler çıkar ve ülke ekonomisine katkıları olur.

Y.B- Uzun yıllardır ticarette bulunmanızın, şehri, vatandaşı tanımanızın siyasi hayatınızda da etkileri oldu mu?

Y.T- İnsanlarla iç içe olmamız, müşteriye bakış açımız, müşteri geldiğinde sadece mal satmayı hedeflemememiz, girdiğimiz ikili diyaloglar, aile geleneklerimizin kazandırdıkları siyasi hayatımda oldukça faydalı oldu. Tüm birikimlerimi siyasete uyarladım. İnsan ilişkileri anlamında ticari hayatımın, siyasi hayatıma katkıları oldu.

Y.B- Ticaret ve Sanayi Odasında Yönetim Kurulu Üyeliği yaptınız, orada aktif görevleriniz vardı, siyasetle birlikte bıraktınız ancak Ticaret ve Sanayi Odası’nda yürütülen çalışmaları ve gelen verileri gördünüz ticareti ve tüccarlığı insanlara öneriyor musunuz?

Y.T- Ticaret ve Sanayi Odasında göreve başladığımda yerimde duramıyordum, 15 yaşında limon satmak için tezgâhın başına geçtiğimdeki heyecanımı Ticaret ve Sanayi Odası’nda da hissettim. Göreve başladığımda 33 yaşındaydım, derdimi kime, nasıl anlatacağıma dair kaygılanırdım. Erken yaşta böyle büyük bir tecrübeye sahip olmak benim için çok önemliydi. 4,5 yıl Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım, ardından bir daha seçime girdim ve Meclis Üyesi oldum. İl Başkanı olduğumda ikisini bir arada yürütemeyeceğimi anladım. Bir yanda kendi işim, bir yanda siyaset, insanın görevini layıkıyla yapması gerekir bu yüzden Ticaret Odası Meclis Üyeliği’nden ayrıldım. Orada gördüğüm yatırımcılar ve sanayiciler beni çok etkiledi. Büyük sanayicilerle bir araya geldim, onların tecrübelerinden faydalandım. Tüccar olmak gerçekten çok zevkli bir iş gençlere tavsiye ediyorum. Risk almak lazım, ticaret maalesef riskler üzere kurulu bir sektör ancak sonuçları gerçek manada emek verildiğinde güzel oluyor.

Y.B- 150 yıla yaklaşan bir aile şirketinin içerisindesiniz, bu şirketin aile gelenekleri nelerdir? Ticaret yaparken nelere önem veriyorsunuz, temel disiplininizi öğrenebilir miyiz?

Y.T- Şirketimiz ve aile mensupları için en önemli disiplin kaliteli mal üretmek, verdiğimiz tüm sözleri yerine getirebilmek, müşterinin taleplerini en iyi şekilde karşılayabilmektir. Tüm bunlar gerçekleştiğinde iki tarafta memnun kalıyor. Ticaretin bel kemiği ödemelerdir. Alışverişlerde ödemelere dikkat etmek, bunların eksiksiz şekilde, büyüklerimizden gördüğümüz gibi yapılması gerekir. Siyasete girdikten sonra ticaretten biraz kopmuş olsam da şirketimizin başında bulunan babam ve kardeşlerim en iyi şekilde hizmet vermeye devam ediyor.

Y.B- Siyasetin gecesi gündüzü yok bir gününüzün nasıl geçtiğini anlatır mısınız?

 Y.T- Siyaset çok yoğun ve aktif geçiyor. Seçim dönemi de dahil eve saat kaçta gidersem gideyim, sabah namazından sonra kalkar 7:30’da şirkette olurum. Şirkette genel gidişata bakıp istişareleri yapar, görüşmelerimizi gerçekleştiririz. Şirketteki görevleri, 1-2 saat içerisinde yerine getirdikten sonra İl Başkanlığı görevimi yapmak üzere makama geçiyorum. Vatandaşlarımıza dertleşiyoruz, ilçelerimizden gelen talepleri, belediyelerimiz nezdinde gerçekleştirilecek bir şey varsa onları tartışıyoruz. Talepleri yerine getirmek için mücadeleler veriyoruz. Ankara boyutuna geçtiğimizde milletvekilleri ile istişarelerimizi yapıyoruz ve sonrasında mesaimiz kaçta biterse o zaman eve dönüyoruz. Siyaset, siyasetçiden fedakârlık ister. Zamanını, eşini, işini bir kenara bırakıp hizmet bekler. Bu anlamda Sakarya’ya hizmet etmeye çalışıyoruz.

Y.B- Başkanlık Sistemi’nden sonra İl Başkanları’nın görevleri biraz daha arttı değil mi?

Y.T- AK Parti Genel Başkanı ülkenin Cumhurbaşkanı oldu, dolayısıyla bu durum bize ayrıca bir yük, daha büyük fedakârlık gerektiriyor. Bu süreçte Ankara ile koordineli bir şekilde çalışıyor, milletvekilleri ile koordinasyonları devam ediyor, şehirdeki bütün olumlu ve olumsuz her olay bizi direkt etkiliyor. Bakanlıklar nezdinde taleplerimizi alıyoruz, Bakanlıklardan randevu tarihleri alıyoruz. İrtibatta olduğumuz Bakan Yardımcıları var onlarla birlikte çözüm noktalarını arıyor, vatandaşımıza bu şekilde hizmet ediyoruz.

Y.B- Bu yoğunluk içerisinde spor yapmaya vakit ayırabiliyor musunuz?

Y.T- Kongre sürecinden itibaren sporu bir kenara bırakmak zorunda kaldım ancak gençliğimden beri annemin de vesilesi ile tenis, basketbol gibi spor branşlarıyla ilgilenme fırsatım oldu. İlkokuldayken Sabiha Hanım’da basketbol takımındaydım. Sakarya Anadolu Lisesi’ nde okurken hentbol takımında yer aldım. Hayatım boyunca sporla hep iç içeydim. Spor insanı dinlendiriyor, kafasını dağıtıyor. Kongreleri tamamladıktan sonra spora vakit ayırmaya başlayacağım.

Y.B- Sakaryaspor’un sıkı takipçisisiniz değil mi?

Y.T- Sakaryaspor sadece Sakarya'nın değil, Türkiye'nin en büyük markalarından biri. Sakaryaspor bizim canımız ciğerimiz şu an bulunduğu konumdan daha fazlasını hak ediyor. En kısa sürede yeni yapılanmalarla birlikte büyük bir başarı elde edip üst lige çıkmasını temenni ediyorum. Elimden geldiği kadar statta da Sakaryaspor'u takip etmeye çalışıyor, yakından ilgileniyorum.

Y.B- İşletme mezunu olduğunuzu biliyoruz. İşletmeden sonra ikinci üniversite kapsamında sosyoloji gibi bir alanı tercih etme sebebiniz nedir?

 Y.T- İçimde sosyoloji okuma adına bir heves vardı. Kitap okumayı çok seviyorum, kitap alışverişi yaparken stresimi atıyorum. Sosyoloji merak ediyor, toplumu, toplum bilimini araştırmak istiyorum. Siyaset, sosyolojinin Yüksek Lisansıdır. Sosyolojinin, siyasete büyük etkileri var, sürekli okumak gerektiren, gelişim gösteren bir alan.

Y.B- Türkiye'de siyaset oldukça hızlı ilerliyor, Türkiye yoğun gelişmelerin meydana geldiği bir coğrafyada bulunuyor.

Y.T- Bildiğiniz gibi siyasette sabah konuşulan konular akşam meydana gelmiş olabiliyor ya da tam tersine çok uzun süreçler gerektirebiliyor. Demirel'in bir lafı var. “24 saat siyaset için çok uzun bir zaman” siyasette günü gününe değişiklikler yaşanabiliyor bundan dolayı sosyolojiye hâkim olmak tüm bu değişiklikleri en iyi şekilde yönetmeye ve ani tepkilerden kaçınmayı sağlıyor.  Siyaset başlı başına olağanüstülük gerektirir.

Y.B- Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la çalışmak nasıl bir duygu?

 Y.T- Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her ay İl Başkanları ile bir araya geliyor. İl Başkanlarımıza söz veriyor, biz de şehirdeki sıkıntılarla ilgili Cumhurbaşkanımıza bilgiler veriyoruz. Cumhurbaşkanımız çok hızlı hareket eden, o an olması gereken neyse yapılması, bir an önce tamamlanmasını isteyen bir çalışma prensibine sahip. Dünya, Pandemi sürecinde bu kadar sıkıntı yaşarken böylesine sıkıntılı bir süreci Başkanlık Sisteminin sunduğu hızlı karar alma neticesinde çok olumsuz durumlar yaşamadan hallettik. Sağlık sistemi ile salgınla alakalı çok ciddi mücadeleler verildi. Bin yataklı Şehir Hastanelerinin ülkenin sıkıntılı sürecinde ne kadar önemli olduğunu gördük. En yakın zamanda da Sakarya’da da bin yataklı Şehir Hastanesini hizmete sunmuş olacağız. Sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, İl Başkanlarına Sakarya ile ilgili veya diğer illerle ilgili çalışmalar yürütürken olumlu ve yapıcı davranıyor, destek veriyor. Cumhurbaşkanımızla birlikte olmak, onunla yol almak büyük bir gurur vesilesi.

Y.B- Yunus Tever’in nasıl bir siyasi tarzı var?

Y.T- Vatandaşlarımıza ilgilenirken sanki müşteriyle ilgileniyor gibi davranıyorum. Bu davranış bana ticaretten kalan en büyük miras. Vatandaşlarımızdan gelen talepleri kesinlikle geçiştirmiyoruz. Vatandaşın, işi olmayacaksa en güzel şekilde, kırıcı olmadan anlatıyoruz. Her ortamda insanlarla karşılaşıyoruz, olmayacak bir işte açık kapı bıraktığımızda daha sonra vatandaşla karşılaştığımızda mahcup olabiliriz. Verdiğimiz sözleri yerine getirmemiz lazım ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte siyaset yapıyoruz. O bize bu şekilde öğretti. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman öğütlüyor. “Millet ile dertlenmeyenin bizim partimizde yeri yok!” Biz de milletimizle dertleniyor, milletimize hizmet ediyoruz.

Y.B- İngilizce biliyorsunuz, İngilizce öğrenmeyi tavsiye ediyor musunuz?

Y.T- İngilizce çağımızın olmazsa olmazlarından biri. Anadolu Lisesi mezunu olduğum için İngilizce biliyorum. Yabancı dil konuştukça, pratik yaptıkça daha da ileri seviyelere ulaşıyor. Çocuklarımıza bu anlamda yabancı dil öğrenmelerini hatta İngilizcenin yanında başka bir yabancı dilin de eklenmesi gerektiğini öğütlüyorum. Teknoloji çağında olduğumuz için internet üzerinden alışverişin çoğaldığı, uluslararası iletişimlerinin fazlalaştı dönemde İngilizce bilmek insanlara oldukça katkı sağlayacaktır.

Y.B- Uzun yıllar ticari hayatın içerisinde olarak, Sakarya’yı tanımlamanızı istesek, Sakarya deyince neler hissediyorsunuz?

 Y.T- 4 yıl İstanbul’da okudum. Bana, “İstanbul’a okumaya gittin, geri dönmezsin!” dediler. İstanbul’da belki başka sektörlerde ticaret yapacağımı düşündüler ancak ben üniversitemi bitirdikten sonra şirketimize geri döndüğümde Sakarya’ya alıştığımı, Sakarya’yla kuvvetli bir bağımın oluştuğunu hissettim. Ankara’ya sürekli seyahatler yapıyorum. Sakarya’ya döndüğüm an özlediğimi hissediyorum. Sakarya bugün gölüyle, dağıyla, yaylalarıyla, deniziyle bulunmaz bir cennet. Metropol şehirlere yakınlığıyla birlikte sanayinin merkezi olma yolunda ilerliyor. Sakarya’da yaşamaktan, Sakaryalı olmaktan ötürü kendimi çok şanslı hissediyorum.

Y.B- OSB’lerin mevcut durumlarıyla yakinen ilgileniyor musunuz?

Y.T- OSB müdürlerine “Ne yaptınız? Nasıl gidiyor?” şeklinde sorduğumda sanayicilerin yatırım yaptıklarını söylemeleri, hızlanıyoruz, fabrikalar kurulmaya başlıyor, işçiler alınıyor, cevapları bizleri mutlu ediyor. OSB’lerle birlikte işçi sıkıntıları da artmaya başladı. Kendi şirketime eleman bulurken İŞKUR müdürüne, “Müdürüm, eleman bulamıyoruz. Bize yardımcı olur musunuz?” diyorum. Sanayi sektöründe ara eleman sıkıntısı yaşıyoruz. Kaynarca Mobilya OSB’nin hemen yanında Sakarya Mobilya Kooperatifi kuruluyor, ben de o dönemde kuruluşunda vardım, çalışmalarını yakinen takip ediyorum. Bugün ben gerçekten çalışmak istiyorum diyen birinin iş bulamaması imkânsız.

Y.B- Yoğun ve aktif bir siyasiye ticari hayatın içerisindesiniz bu yoğunlukta ailenize sevdiklerinize vakit ayırabiliyor musunuz?

Y.T- 14, 8 ve 4 yaşlarında olmak üzere üç oğlum var. En küçük oğlum beni arar ve “Baba bu akşam evde misin, bir yere gitmeyeceksin değil mi?” diye sorar. Siyaset fedakârlık ister. Siyasi ve ticari anlamda birçok toplantıya katılıyoruz ancak çocuğumuzun veli toplantısına katılamadığımız zamanlar oluyor. Eşime, aileme, çocuklarıma anlayış gösterdikleri için teşekkür ediyorum. Bir evde, bir kişi siyaset yapıyorsa diğer aile üyeleri de siyaset yapıyor, demektir.

Y.B-Kendinize sinemaya gidecek kitap okuyacak boş zaman yaratıyor musunuz?

Y.T- Yakın bir zamanda sinemaya gittiğimi hatırlamıyorum. Pandemi sürecinde evde birkaç film izledim, kitap okudum.

Y.B- Son 20 yıldır siyasetin içerisindesiniz, yıllarla birlikte siyasette evrimler olduğunu düşünüyor musunuz?

Y.T- Siyaset gün geçtikçe üzerine koyuyor, hizmet ürettikçe hizmet bekliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi anlamda verdiği her sözü yerine getirmesi milletimiz adına en büyük güvendir. Siyaset yaparken istişare kültürüyle ilerliyoruz, adaylarımızı istişareler sonucunda belirliyoruz.

Y.B- İleriye dönük planlarınızı bakacak olursak İl Başkanlığı’ndan sonra sadece siyaset için değil, ticari anlamda da planlarınızı neler?

 Y.T- Siyasiler, siyaset yaparken ileriki dönemleri için beklenti içerisinde bulunabiliyor ama ben şunu çok rahatlıkla söyleyebiliyorum, benim kesinlikle bir dahaki dönem milletvekili ya da belediye başkanı olurum şeklinde planlamalarım yok. İl Başkanlığı görevini layıkıyla yerine getirdikten sonra büyüklerimiz uygun görüp bir makam ya da bir görev verirse onu da layıkıyla yerine getirmek için çabalarım.

Y.B- Sakarya’daki gelişmelerle birlikte Sakarya’nın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 Y.T- Sakarya’nın önündeki sürecin çok parlak ve güzel olacağını düşünüyorum. Kuzey Marmara Otoyolu sanayi anlamında dönüm noktamız diyebilirim. 7 tane OSB’nin faaliyete geçecek olması sanayiciler adına büyük imkanlar doğuracak sadece Sakarya için değil Sakarya’nın yakın illerindeki sanayicilerde bu alanlardan faydalanabilecek. Sakarya yatırımcılar için cazibe merkezi halinde. Havaalanının yaklaşmış olmamız şehrimize yeni imkanlar sunacak. Organize Sanayi Bölgeleri kurulurken en büyük hassasiyetimiz tarım arazilerinin hasar görmemesidir. Tarım arazilerine dokunmadan sanayinin Sakarya’da aktif hale gelmesine mücadele ediyoruz. Pandemi sürecinde en stratejik ürünün tarım ürünleri olduğunu gördük. Tarımı yok etmeden sanayide ve diğer alanlarda ilerlememiz gerektiğini fark ettik. Tarım ve sanayiyi birlikte ilerletmek istiyoruz.

Y.B- Çok teşekkür ediyoruz, çalışmalarınızda kolaylıklar diliyoruz.

Y.T- Biz teşekkür ediyoruz.

https://www.youtube.com/channel/UCSufWlcrnTnTZHYqFTUvTLw
Yorumlar 0
Bu habere ilk yorumu siz yapın