Radyo Mega Play Radyo Mega Pause
havadurumu 23° Adapazarı
Sabah
05:50
Öğle
12:47
İkindi
15:41
Akşam
18:10
Yatsı
19:29

İdareciler dirayetli olacak

Yahya Bakır’a konuşan Geyve Belediye Başkanı Murat Kaya; “Biz insanların cenazesinde, düğününde, hastasında sağlığında her zaman yanındaydık. Biz bu şekilde siyaset yaptık. Allah rızası için yola çıktık, yürüyoruz.” dedi.

Haberler/GÜNCEL
09.10.2020
Haberi Yazdır
İdareciler dirayetli olacak

Yahya Bakır: Sayın başkanım Geyve ilçesi her geçen gün şehir gündemine damga vurmaktadır. Coğrafi işaretlerle şehrin gündemine oturmaktadır. Biz Geyve’yi bereketli topraklar olarak biliriz. Bu bereketli topraklar hak ettikleri değeri, hak ettikleri markayı almaya başladı. Biz Geyve Belediye Başkanı’ndan önce Murat Kaya'nın kim olduğunu gençliğinizle, çocukluğunuz sizi tanımak isteriz?

Murat Kaya: 1972 yılında Geyve’de doğdum ve Geyve’de büyüdüm. Dedem 1952 yılında köyden Geyve merkeze göç etmiş.  Rahmetli babam ve amcam Geyve’de ticaret yapmakla meşguldü. Ben bir tüccar çocuğuyum. İlkokuldan liseye kadar çocukluk yıllarım Geyve’de geçti. Eğitimimi ve Geyve Lisesi’nde tamamladım. Üniversite eğitimim için İstanbul'a gittim. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik mezunuyum. 1994 yılında üniversite eğitimimi tamamladım. Daha sonra Geyve’ye geri döndüm. Geri dönüş sebebim babamın erken yaşta rahatsızlanması oldu. Hayatımda bana iyiyi gösteren beni iyi yönde ilerleten insanlar vardı. Bu yönden kendimi çok şanslı hissediyordum. Çalışmaya karşı hep eğilimliydim bir dostumla birlikte ilkokulda simit satıyordum. Yaz tatillerinde dinlenme tesislerinde garsonluk yapıyordum.

Y.B- Sizi çalışmaya yönlendiren birisi var mıydı yoksa kendi isteğinizle mi çalışıyordunuz?

M.K- Geyve merkezde yaşadığımız için diğer arkadaşlarıma göre daha aktiftim, kendi paramı kazanmayı seviyordum. Bu sayede kendi ayaklarımın üzerinde duruyordum. Yaz tatillerini değerlendirmek istediğim için çalışıyordum hemen hemen her yaz tatilinde çalışmışımdır. Yatılı okullarda kaldığım ve İstanbul'a gittiğim için ayaklarımızın üzerinde durmayı iyi şekilde öğrendim. Dışarıda okuyan insanların özgüvenlerinin daha çok olduğunu ve kendi ayaklarının üstünde sapa sağlam durduklarına inanıyorum. Ben 1985'te Geyve’den çıkıyordum. Otobüsle Adapazarı’na geliyor, trene binip İstanbul'a gidiyordum. Ulaşım imkanları o zaman şimdiki kadar yoğun değildi telefonda navigasyon yok nereye gittiğinizi dahi bilmiyorsunuz okulunuza, yurdunuza gittiğinizde eve haber vermeniz belki saatler alıyordu. Ben bu şartlar altında okudum ve bu zorluklar benim kendi ayaklarımın üstünde durmama yardımcı oldu.

Y.B- Başkanım siz bir belediye yönetiyorsunuz orada personelleriniz var. Güçlü karakterli, karar verebilen özgüveni yüksek insanların hem belediyeye hem hayata katkıları diğer insanlara göre daha fazla değil mi?

M.K- Kesinlikle öyle katılıyorum. Bu sadece belediye için değil ülke yönetimi için de geçerlidir. Yöneticilik anlamında kararsız olmamak, sürekli istişareler yapmak gerekir.  Bu istişareler sonucunda kararları uygulamak lazımdır. Yanlışlarımız olabilir ancak istişareden kaynaklanan kararları uygulamakta fayda vardır. En önemlisi idareciler dirayetli olacak.

Y.B- Sizin 3 dönemdir seçilerek göreve gelmeniz hem Sayın Cumhurbaşkanımızın takdiri hem de Geyvelilerin takdiriyle oldu. Eğitim hayatınızda biraz daha değinmek istiyorum başkanım eğitim hayatınızda ne şekilde ilerlediniz?

M.K- Lisede yurtta kaldım daha sonra babamın rahatsızlığından dolayı Geyve’ye tekrar geri döndüm. Liseyi ilçede tamamladım Aziz hocamın desteğiyle üniversite eğitimimi de bitirdim. Aslında planlarımın arasında İstanbul'a gitmek vardı. İstanbul'da bir iş ayarladım orada kalmayı düşünüyordum. Askerliğimi de İstanbul'da yaptım. İstanbul'un hayatımda büyük bir etkisi oldu. İstanbul'a gideceğimi babamla paylaştığımda babam bana; "Sen bir evin bir oğlusun, ben hayatım boyunca senin için çalıştım eğer Geyve’den gidersen üzülürüm ve illaki gideceksen de ben seninle gelmeyeceğim." dedi. Babam böyle söyleyince ben de Geyve’den gitmedim ve burada kaldım. Siyaseti bilmiyordum. Hasan Ali Bey bana Ak Parti’den İlçe Başkanı olmamı istediğini söyledi o dönemlerde Ekrem Bey de Erenler Belde Belediye Başkanı’ydı. Beni evine davet etti ve orada misafir etti. Ekrem Bey bu davanın en eskilerinden biri ve bu işi çok iyi götüren ve muhteşem bir şekilde yapan bir abim. "Seni sorduk soruşturduk, partiye bir hava katacağını bu işi yapabileceğini düşünüyoruz eşinizle dostunuzla, artı katacağınıza inanıyoruz." dedi. Daha sonra Ankara'ya gittim ve Tayyip Bey'le tanıştım. Her şey çok hızlı gelişti ve 29 yaşımda AK Parti'nin Türkiye'deki en genç ilçe başkanı oldum. 7 yıllık bir İlçe Başkanlığı sürecim oldu. Daha sonra 2009 yılında da Belediye Başkanı seçildim.

Y.B- Başkanım siyaset ve ticaretin benzerlikleri var mıdır?

M.K- Kesinlikle vardır. Bir örnek vereyim, bu sabah esnafla otuz birinci toplantıyı yaptım. Onları çağırıyoruz ve 1,5 saat boyunca dinliyoruz. Önce biz anlatıyoruz, belediyemiz ne yapıyor ne durumdayız, borcumuz ne kadar bunlar üzerine konuşuyoruz. Elemanımız, araç sayımız ne kadar şu anda ihaleye çıktığımız projeler nelerdir. Daha sonra onlara şunu soruyoruz; “Siz Geyve’de Belediye Başkanı olsaydınız neler yapardınız?” istişarenin önemine inanıyoruz.

Y.B- Çok güzel bir faaliyet ancak halka “Siz Belediye Başkanı olsaydınız, ne yapardınız?” sorusu gerçekten çok zor bir soru değil mi?

M.K- Çok haklısınız, çok zor bir soru halkın ciddi anlamda eleştirileri olabiliyor. Ben vatandaşları bir yerlerde otururken gerçeğini bilmediğiniz şekilde konuşmayın ve cevap vermeyin. Size birisi Belediye’nin şu kadar borcu var dediğinde, “Hayır! Biz, Başkan Bey’le kahvaltı yaptık. Oturduk, sohbet ettik Belediye’nin şu kadar borcu var. Kaynaklar şu doğrultuda harcanıyor” gibi cevaplar verebilmeleri için onlarla bu sohbetleri gerçekleştiriyoruz. Geyve Belediyesi’nin 30 milyon borcu var, diyebilirsiniz. Meydan Projesi’nin 12 milyon olduğunu, yaptığımız köy çalışmalarını anlatabilecek hale gelmelisiniz. Bu anlamda vatandaşlarımızı bilgilendiriyoruz. Belediye Başkanı arkadaşlarımın yanlış anlamamasını istiyorum ancak şöyle bir düşüncem var. Belediye başkanlarının tüccar olması gerektiğini düşünüyorum. Tüccar zihniyette olmaları gerekiyor. Kar ve zararı bilmeliler. Karı ve zararı bilmiyorsanız Belediye’yi yönetmenizi şansı yok.

Y.B- Siz belediyeyi bir ticarethane gibi mi yönetiyorsunuz?

M.K- Eğer Belediye’ye kurumsal bir iş yeri gibi yönetemezseniz başarılı olma şansınız yok. Gün geliyor maaş dağıtacak paranız olmuyor, başka bir zaman iki katı maaş dağıtabilecek güce sahip oluyorsunuz. Kar ve zararı insanların bilmesi gerek. 2009 yılında 22 milyon borç ile devraldığım Geyve Belediyesi’ne ticari bir yapıyla yönetmeseydim bugünleri göremezdim.

Y.B- Ankara'dan yeterli para gelmedi ya da gelen para borçlara gitti, yapacak bir şey yok, deyip durmadınız mı?

M.K- Şu anda Geyve Belediyesi 3 tane Sosyal Tesisi ve Kilitli Parke Tesisleriyle alt yapısı, üst yapısıyla, konutlarıyla, restorasyonlarıyla işini bitirmiş bir Belediye’dir. Bundan sonra yapacağımız projeler Sokak iyileştirmeleri, kaldırım çalışmaları ve güncellemeleri, cadde yenilemeleri bunlar üzerine yoğunlaşacağız.

Y.B- Başkanım sizce siyasetin ve ticaretin mantığında ne vardır? Siyaset ve ticaretin olmazsa olmazı nedir?

M.K- Siyaset ve ticaretin olmazsa olmazı dürüstlüktür. İnsanlara yalan söylemeyeceksiniz olabilecek şeylerin olabilirliğini anlatacaksınız olmayacak şeylerin neden olmayacağını göstermeniz. İnsanlar belki o sırada kırılabiliyorlar ancak daha sonra bu adam bize doğruları söylemiş diyorlar. Vatandaşa olmazları iyi anlatmamız gerek vatandaşa sen de benim yerimde olsan benim için yapabilecek bir şey yok, diyerek olayı kibarca ifade etmemiz gerekir. Ticarette de bu şekilde dürüstlük önemlidir.  Efendimiz ne diyor; "Ayıplı mal satmak günahtır. Bizi aldatan bizden değildir." Biz birbirimizi kandırmayacak eğer kandırırsak olmaz. Biz bu felsefeyle yetiştik.

Y.B- Geyve merkezde tüccar olmanız köylerden gelenleri tanımanıza da vesile oluyordur. İnsanları tanımak siyaset yapmanızı kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu?

M.K- Ben 22 yıl boyunca ticaretin içinde oldum. Büyükşehirlerde belki olmuyor ama ilçelerde veresiye şeklinde ödemeler alınıyor. Bu anlamda insanların isimlerini deftere yazıyoruz ve aşinalık oluyor. Ben köylere siyaset yapmaya gittiğimde çoğu kişinin adını zikrettiğimde herkes şaşırıyor. “Bu amcanın adını nereden biliyorsun?” diyorlar. Ticaret bizim siyasetimizin olmazsa olmazlarındandır. Siyasette kazandığımız dostları daha önce ticaretle kazandığımız dostlarla birleştirdiğimizde daha da başarılı oluyoruz. Çünkü Geyve tarihine baktığımızda Refah Partisi ya da Fazilet Partisi misyonunda hiçbir Belediye Başkanı yoktur. Bana 2004 yılında ilk Belediye Başkanlığı adaylığı teklif ettiklerinde annem bana; “Aday olursan sana hakkını helal etmem!” dedi. Böyle ağır bir hitamdan sonra ben 2004 yılında aday olamadım. Bizim muhaliflerimiz dahi yaptığımız ticaret hakkında bir ithamda bulunamazlar.

Y.B- Daha sonra annenizi ikna etmeniz nasıl oldu?

M.K- 2007 yılında Şaban Bey o zaman Genel Başkan Yardımcımızdı. 2007 yılında beni tekrar genel merkeze çağırdılar ve 2004 yılında seçimi kaybettiğimizi söylediler. Gelecek seçimler için düşüncelerimi sordular. Annemle konuştular bu memlekete hizmet lazım dediler. Annemin de gönlünü yaptıktan sonra bu işe başladım.

Y.B- Geyve'nin köylerinde yaptığınız siyaset ve propagandalara baktığımızda çok büyük kalabalıklar olduğunu görüyoruz. Sizin ilçede ve köylerde bu kadar büyük propagandalar yapmanızı ve bu kadar büyük ses getirmenizi sağlayan şey nedir? Daha önce esnaflık yapmanız mı ya da cenazelere, ziyaretlere gitme sebepleriniz midir?

M.K- Erken yaşta ticarete başladığım için çok fazla insanla haşır neşir oldum.  O zamanlarda bütün cenazelere düğünlere katılırdım. Ekrem Başkan’ın güzel bir sözü var, “zarafet, ziyaret bunlar siyasette önemli şeyler.” Bugüne kadar benimle yürüyen hiçbir arkadaşımı yarı yolda bırakmadım ta ki onlar, “Tamam biz yorulduk, ben yokum!” demedikleri sürece hep onların yanında oldum. Ekrem Başkan’la tanışalı 20 yıl olacak Çaykur Başkanlığı, aday adaylıkları olduğunda da hep beraberdik kardeş gibi dostane çalıştık. Ben de ondan aldığım felsefelerle ilerliyorum. Geyve'de siyaset yapmak çok zordur. İnsanların ailelerinden gelen bir siyasi yapılanmaları var. Ak Parti ilk kurduğumuzda 28 kişiydik. 19 yıl kesintisiz siyaset yaptım ve bu süreç boyunca çocuğumdan, zamanımdan, eşimden, paramdan fedakarlıklar ettim. Bu partiyi çok genç insanlarla birlik ve beraberlik içerisinde kurduk. 2009 yılında aday olduğumda bir abim geldi ve bana seçimi çok zor alacağımı söyledi. Ben de ona şu cevabı verdim. “Biz bu insanların her şeyin de yanındaydık. Cenazesinde, düğününde hastasında sağlığında. Biz bu şekilde siyaset yaptık.” Bana seçimi alamayacağını söyleyen herkese “Biz Allah rızası için yola çıktık.” dedim. Üstat ne diyor; “Tereddüt edersen ayakların seni taşımaz.” Ve sonucunda da Geyve tarihinde en yüksek oylarla seçim kazandık. Geldiğimiz den bu yana ekibimizle gençlik kollarımızla, kadın kollarımızla, abilik ve kardeşlik içerisinde esnaf arkadaşlarımıza samimi olarak oy veren herkese hizmet sunduk. 3 dönemdir de Geyve halkı bizi Belediye Başkanı olarak seçiyor. Meydanlarda insanların bizim arkamızdan gelme sebepleri onların dertleriyle dertleniyor olmamız. Eğer dertlenmezseniz bir yaralı insanın gönlünü okşamazsanız bir yetimin başını okşamıyorsanız o insanlara samimi olarak yaklaşmıyorsanız seçimde kendilerini belli ediyorlar.

Y.B- Sizin kadınlar için yaptığınız ve orada satışa sunulan, kadınların çalıştığı ve Geyve Belediyesi’nin koordine ettiği bir tesis yaptınız. Sizin bu anlamda kadınların ticarette ve hayattaki yeri ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

M.K- Kadın bizim için en kutsal varlık annelerimiz cennet onların ayakları altında eğer bunu söyleyen bir dinin mensubuysak kadınlarımıza değer vermeliyiz. Orta Asya’da aslında biliyorsunuz. Türk toplumunun en büyük özelliklerinden biri kadınlara karşı yaklaşımlarıdır. Kadınlar her zaman Han'ın yanındadır. Ben 7 yıl İlçe Başkanlığı yaklaşık 12 yıldır da Belediye Başkanlığı yapıyorum. Gördüğümüz bazı sosyal olaylar var. Birçok olayla karşılaştık aile içi sorunlar gördük.  Bu anlamda kadınların çalışması gereken sebepleri gördük. Hayırlı insanlara düşemeyen kadınlar oldu. Hayırsız kocası olan hapse giren insanlar gördük. Bunları gördüğümüzde de hanımlarımız için sosyal bir proje yapalım dedik. 2013 yılında biliyorsunuz ki ayva ile ilgili bir yürüyüşüm başladı. Ayva için bir marka tescili dönemi başlattım. Belediye’nin logolarını değiştirdik. Ayva ile ilgili bu olayları gerçekleştirirken de Türkiye'nin gündemine oturduk. Ayva üretiminde Geyve bir başkenttir. Biz de buradan aldık, yürüdük. “SATSO Kadın Girişimciler Heyeti; “Kadınların çalışabileceği bir ortam olursa biz de karınca kararınca şeyler yapmak istiyoruz. Kadınların çalışması için bir ortam yapar mısınız?” dediler. Biz de zaten aklımızda olduğunu ve birlikte yapabileceğimizi söyledik. Sakarya Üniversitesi de bu işin içerisinde oldu. Sakarya Üniversitesi markayı buldu.  “Geyva” markası şu anda dünyaya gidiyor. 4 tane internet sitesinden satış yapıyoruz. Katkısız, güvenilir, kaliteli gıdayı en ucuz şekilde Türkiye'nin her yerine ulaştıran bir Belediye olduk. Bir ilçenin topraklarından çıkan “Geyva” markası Türkiye için bir ilktir.

Y.B- Bu tesiste sadece kadınlar mı çalışıyor?

M.K- Evet buradaki üretimi kadınlar yapıyor. 27 tane kadın kardeşim, 108'e yakın ürün üretiyor. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası mutfaktaki eşyaları masa ve sandalyeleri aldılar. Kadınların çalışacağın için bir katkıda bulunmak istediler. Burada çalışan tüm kadınlar askeri ücretli, sigortalı, servisli ve yemekli hizmet görüyorlar. Sakarya'nın dört bir yanından insanların geldiği, cumartesi pazar günleri rezervasyonsuz gelemediğiniz, 50 dönüm üzerinde bulunan Sakarya'nın ilk Millet Bahçesi 2018 yılı Nisan ayında açılan Seyir Terası'nda da 27 tane kadın kardeşimiz çalışıyor. Son 1 yıl içerisinde açtığımız Nehir Park Sosyal Tesisimiz var. Orada da 10’a yakın kadın kardeşim çalışıyor. Geyve Belediyesi 64 kadın kardeşimize iş ve ekmek vermektedir. Yaptığımız faaliyetlerle de Geyve çiftçisinin yetiştirdiği ürünlere ciddi anlamda katma değer sağladık.

Y.B- Uzun yıllar öncesinde şöyle bir şey duymuştum, aklıma kazındı. Geyve, Pamukova bölgesinde ayva dallarda çürüdü, toplamak daha maliyetli, haberini hatırlıyorum. Şu ana baktığımızda ise neredeyse üretime yetişemiyorsunuz. Neden ayvayı bu kadar önemsediniz?

M.K- Çarşı merkezde ticaret yapıyorduk ve insanların dertleri sürekli kulağımızdaydı. Çiftçinin malının para etmediğini biliyorduk. Eğer çiftçiye bir katma değer sağlamıyorsanız para kazanamıyor.  Bizim yaptığımız Geyva'nın aslında felsefesi çok farklı. Hem Taraklı, Geyve hem Pamukova yaptığımız bu ayva hareketiyle beraber 17 Haziran'da da ayvayı aldığımız coğrafi işaretle beraber patlama noktasına ulaştı. Şu anda yöresel ürünler üretme merkezimiz Geyva'nın bulunduğu yer zaten 2009 yılına kadar belediyenin çöplüğüydü. Dalda çürüyen ayvalar bu çöplüğe atılıyordu. Ayva böyleyken şu anda yaptığımız marka tescili sayesinde Türkiye'de Malatya kayısısı, Taşköprü sarımsağı neyse Geyve ayvası da odur. Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Adem Sarı Bey ve ekibi yönetime geldikten sonra “Başkanım bizim de çiftçiye bir katkımız olsun. Coğrafi işaretle biz de yardımda bulunalım, her şeyi siz yapıyorsunuz. Buda bizim katkımız olsun.” dedi. Bu sayede ayvanın coğrafi işaret belgelerini de aldık.

Y.B-Yaptığınız bu faaliyetler, bu yenilikler Geyve’ye turist çekme açısından bir katkısı oldu mu?

M.K- Bu faaliyetlerimizden sonra ilçenin tanıtımına başladık. Geyve'nin tarihi eserleri ve restorasyonları bitti. Ama bu ilçe insanları nasıl getireceğiz elimizdeki done nedir. 3-5 yıl öncesine kadar Geyve’de insanların misafir edilebileceği bir yer dahi yoktu, insanlar nerede oturacaklarını bilmiyordu. Ama şimdi öyle değil insanların Geyve’ye gelmelerini gerektirecek sebepler var. Seyir Terası, “Geyva” ve diğer faaliyetler sayesinde insanlar artık Geyve'ye geliyor. Tarihi eser restorasyonu ile birlikte turist akını başladı. Tüm bunları tanıtım faaliyetleri oldu ancak en önemlisi coğrafi işaretin alınmasıdır. Şu anda çiftimiz ayvadan muhteşem şekilde memnun dalında 2-3 TL yapan bir üründen bahsediyoruz. Mallarımız ihracata gidiyor. Ayva Üretici Birliği kurduk. Bu işlerin kurumsal olup bundan sonra bu yönde ilerlemek adına adımlar attık. Sadece ayva da değil, Geyve’de 45.000 ton üzümde çıkıyor. 25.000 ton domates üretiliyor. Biz çiftçimize ciddi anlamda katma değer sağlıyoruz.

Y.B- Başkanım biraz da eğitimci ve edebiyatçı kişiliğinize de inecek olursak genç bir kitle var ve bu genç kitleye dokunmak ve teknoloji kullanmakla ilgili gençlerimize önerileriniz neler olacaktır.

Pandemi süreci Z kuşağı dediğimiz genç jenerasyona iyice etki etti. Gençlerimiz zaten dışarı çıkmak istemiyorlardı, bir de bu süreç üzerine tuzu biberi oldu. Gençleri elimizde tutmamız gerek. Allah'ına peygamberine bağlı devletine saygılı gençler yetiştirmeliyiz. Devletin menettiği hiçbir işi yapmayacak çocuklar yetiştirmeliyiz. Gençler sürekli yurtdışına gitsek mi? Türkiye'de kalsak mı? diye düşünceler içerisinde. Bizim gençlere bu ülkeye bir vefa borçları olduğunu hatırlatmamız gerek. Gençleri alkolden, sigaradan uzak tutacak sosyal alanlara yönlendirmemiz gerekiyor bunu derneklerle, vakıflarla yapabiliriz. Gençleri daha iyi yetiştirebilecek, güzel donanımlar sağlayacak faaliyetler içerisine girmemiz gerek. Geyve merkezinde tekel binamızın olduğu yere bir Gençlik Merkezi planlıyoruz. Gençlerimiz buralarda rol model olarak görecekleri insanlarla haşır neşir olmalarını sağlayacağız. Gençlere soracağız, bu ülkede kalmaları için sebepler nelerdir? Onlar için neler yapabileceğimiz konusunda fikir alışverişinde bulunacağız.

Y.B- İhtiyaç sahiplerine ilişkin bir faaliyet yürütüyor musunuz?

 Biz “Geyva” projesinden elde ettiğimiz gelirlerle 5 yıldır Geyve’de yaşayan tüm yetim ve öksüz kardeşlerimizin okul harçlığını karşılıyor, onları yalnız bırakmamaya çalışıyoruz. 19 yıldır ramazanlarda sadece ilk akşam ailemle iftar yapıyorum. Belediye Başkanları olarak iftara 10 dakika kala yetim ve öksüz arkadaşlarımızın evlerine gidiyorum, onlarla birlikte iftar açıyor, vatana millete hayırlı evlatlar olmaları için ne gerekiyorsa yapacağımızın sözünü veriyoruz.

Y.B-Başkanım 10 yıl öncesini düşünelim. Bugünle mukayese ederseniz nasıl bir fiyat farkı oluştu?

M.K- Fiyat farkını bırakın mal dahi satılmıyordu. Sakarya'da dere kenarlarının ayvayla dolu olduğunu herkes bilir. Her şey hayalle başlıyor, hayal etmezseniz hiçbir şey başaramazsınız. Sakarya için söylüyorum hayal eden bir başkanımız var. Ekrem Başkan bir manda çiftliği ile ilgili uğraşıyor. Eğer bu olursa oradan üretilecek peynirler bir marka değeri taşıyacak. Kocaeli, Karasu tarafında endemik bitkiler ile alakalı bal ormanları yapılıyor. Bunların hepsi hayaldir, çok güzel hayaller bizi ileriye taşıyacak ve önümüzü açacak hayallerdir.  Bunlar uygulandığında insanların Sakarya’ya gelecek nedenleri olacak ve bir marka değeri taşıyacaklar. Tarıma bu kadar değer veren ve sahip çıkan bir Belediye Başkanımız var bunun değerini bilmemiz gerekiyor. Ekrem Başkan’ın Ziraat Mühendisliği, Yüksek Mühendislik sıfatı, idarecilik sıfatı, Çaykur, Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tüm bu sıfatların Sakarya şehrine çok büyük katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Y.B- Biliyorsunuz ki ilçeleri ve şehirleri meydanları göz önüne çıkarır. Geyve’de bir meydan çalışması başlattınız orada Cami’nin dibinde oluşan bir proje var. Bu projeden bahseder misiniz?

M.K- Dediğiniz gibi şehirleri gösteren meydanlardır. Meydanlar şehirlerin kimlikleridir. Bu kimlikleri elinizde tutmanız lazım. Bizans Dönemi’nde üniversite şehri, Roma Dönemi’nde Kudüs hat yolunun geçtiği bir ilçe, Divan Edebiyatı şairi Güvahi'nin yaşadığı bir ilçe güzel bir merkezi hakkediyor. Ve Edebiyat Tarihi’nde üstat Sezai Karakoç’un yazdığı Mona Rosa şiirinde bahsettiği o güzel hanımefendinin yaşadığı bir yerden bahsediyoruz. Ben Ankara'ya gittiğimde dahi Geyve’den geldiğimi bilenler Mona Rosa şiirini söylemeye başlayıp “Şiirde geçen Geyve’den mi geliyorsunuz?” diye sorardı. Sakarya'da Osmanlı'dan kalan iki tane tarihi eseri var ikisi de Geyve’de biri Alifuatpaşa’da 1495 yılında yapılan “İkinci Beyazıt Köprüsü” diğeri “Elvan Bey İmarethanesi”dir. Sakarya Nehri kenarında madem ki Yunus Emre çobanlık yaptı. Biz Yunus Emre'yi buna yakışır şekilde yâd etmeliyiz, dedik ve Alifuatpaşa’da Yunus Emre Şiir akşamları yaptık. Sakarya Türküsü’nü yazan üstadımız Necip Fazıl Sakarya Köprüsü üzerinde Necip Fazıl Şiir Akşamları yaptık. Yine Mona Rosa ile ilgili yaptığımız festivalde Alifuatpaşa’daki tarihi köprüyü kapatarak üzerinde bir Mona Rosa şiiri akşamları yaptık. Böyle bir Geyve’den bahsediyoruz.  Buraya güzel bir meydan yapmamız gerekiyordu ve bu anlamda da Ekrem Başkan’ın desteğini alarak çalışmalara başladık. Biz istiyoruz ki Edebiyat Fakültesinde ne kadar hocamız ve öğrencimiz varsa ya da şehrimizde misafir olmak isteyen ne kadar insan varsa Geyve’de bir Mona Rosa Kültür Yolu olduğunu bilmelidir. Üstadın kaldığı oteli, şiirde geçen Geyve'nin güllerini görmesini istiyoruz.

Y.B- Başkanım çok teşekkür ediyoruz ağzınıza yüreğinize sağlık.

M.K- Ben teşekkür ederim.

https://www.youtube.com/channel/UCSufWlcrnTnTZHYqFTUvTLw
Yorumlar 0
Bu habere ilk yorumu siz yapın