DEVA Partisi Adapazarı İlçe Başkanı Ahmet Özkan, 'Yem Krizi Hayvancılığı Vuruyor!' açıklamasında bulunarak besicilerin ve çiftçilerin yanında olduklarını bir kez daha vurguladı. 'Ete son anda gelen % 48 zam hayvancılığımızda yaşanan krizin en büyük göstergesidir.' dedi ve DEVA Partisi Adapazarı İlçe Başkanı Ahmet Özkan'ın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
Gerek üretim yerine ithalatı seven ve gerekse uluslararası tarım firmalarının temsilcisi gibi davranan ve çoğu da öyle olan Bakanlar sayesinde, gıda ve tarım ürünlerinde izlenen yanlış politikalar nedeniyle, dışa bağımlı hale geldik.
Bu anlayışın neticesini örneğin son Ayçiçek yağı krizi ile yaşadık ama halen görünürde ders alan bir iktidar ve ders alan bir bakanlık göremiyoruz. Yaşanan savaş, savaşan ülkelere olan gıda bağımlılığımız, bize sadece ayçiçek yağı ve buğday konusunda kriz yaşatmadı. Yem krizi de hayvancığımızı vuruyor. Köy ve esnaf ziyaretlerimizde büyük baş hayvancılıkta, et ve süt üretimi konusunda da üreticinin feryat etmeye başladığını duyuyor, çaresizliklerini yaşıyoruz.
Bu krizin sebebi de yem hammaddelerinde fiyatların artması, artan yem fiyatları karşısında ise çiğ süt fiyatının sabit tutulması… Öyle ki çiğ süt üreticisi sattığı 1 litre çiğ süt ile 1 kilo yem alamaz hale geldi.
Hal böyle olunca, inek ve düve kesimi hızlandı. Çünkü işin içinden çıkamayan üretici süt hayvanlarını dahi gözden çıkarmak zorunda kaldı. Evet, Toprak Mahsulleri Ofisi, ithal ettiği arpa ve mısırı üreticiye piyasa şartlarına göre daha ucuza veriyor ama yetiştiricilerin hepsinin bu destekten yararlanamadığı ve desteğin yetersiz kaldığı biliniyor. Bazı işletmelerin kredilerini yeniden yapılandırma taleplerinin bankalar tarafından uygun bulunmadığı, bu nedenle kredilerini ödemekte zorlanan besicilerin ellerinde bulunan ve kesim zamanı gelmemiş hayvanlarını kesime götürerek borçlarını ödemeye çalıştığı biliniyor.
Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz günlerde Tarım Kredi Kooperatiflerinin, yemde yüzde 12 indirim yapacağını açıklamıştı, yapıldı da ama sonrasında yine yüzde 20 zamlandı. Çünkü yem ve yem hammaddelerini dışarıdan ithal ediyoruz. Kurdaki oynamalar sebebiyle de fiyatları kontrol edemiyoruz.
Karşılığında süt fiyatları yerinde saydığı için, süt ucuz olunca süt inekleri, hayvancılığın geleceği olan düvelerin kesimi hızlanıyor.
Eskiden bir tarım ülkesi olan ülkemiz maalesef yıllardır saman dahil ihtiyacı olan yem hammaddelerinin yüzde 50'sini dışardan alıyor. Sanayileşme hedefi olan ülkemizde maalesef tarım ihmal edilmiştir. Oysa ki tarımın bütün toplumlar için en hayati ekonomik faaliyet alanı olmasının iki temel nedeni bulunmaktadır. Birincisi, insanların en temel sorunu olan beslenme ihtiyacını doğrudan karşılayan sektör olması; ikincisi ise, çağımızda her toplum için zorunlu bir amaç haline gelen ekonomik kalkınmayı sürükleyici kaynakları sağlamasıdır. Diğer taraftan tarım sektörü, şu 3 sebepten dolayı hayati öneme sahip olan ekonomik bir sektördür. 1-Gelişmekte olan ülkelerin tarım ihracatına bağlı olarak en önemli döviz kaynağını oluşturur. 2- Gıda maddeleri ithali için harcanacak dövizlerden tasarruf sağlar. 3-Önemli bir istihdam alanı oluşturur.
Besi ve süt hayvancılığı için yapılması gereken yem hammaddelerindeki dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak ve yem üretimini artırmaktır. Ama iktidarın böyle bir politikasının olduğu ve önlem aldığı görülmemektedir.
Biz üretime yönelmediğimiz müddetçe, Rusya'dan gelecek ayçiçek gemilerinin yolunu gözlemeye, Ukrayna ve Rusya'dan gelecek kepek gemilerini beklemeye devam ederiz.
Mağdur üreticilerin anlattıklarına göre, çok büyük bir kısmını Rusya ve Ukrayna'dan ithal ettiğimiz kepek fiyatları, savaştan önce tonu 190 dolardı. Şimdi 300 doların üzerine çıkmış. Buna rağmen de tedarik yok ve sektör çok zor durumda. Peki bu krizler nasıl önlenecek ve sorunlar nasıl çözülecek?
Çözüm için önce kafa değişecek. Ya bu iktidar tarıma bakış açısını değiştirecek ya da vatandaşlar bu iktidarı oyları ile değiştirip, tarıma, üretime önem verenleri icraatın başına geçirecektir. Biz DEVA Partisi olarak çözüme talibiz ama çözüm yolunu göstermekten de imtina etmeyiz. Ekonomide tarım sanayi bütünleşmesi sağlanmalıdır. Et ithal ederek, yem ithal ederek, bitkisel yağ ve buğday ithal ederek taşıma su ile bu işler yürümez. Pandemi olur, savaş olur zorda kalırsınız. Hepsini yaşıyoruz.
Derhal, ithalatçı politikayı bırakıp üretime geçmeliyiz. Ayçiçekte, buğdayda tarımsal üretim artırılsa, sadece bitkisel yağ, ekmek üretimindeki sorunlar çözülmeyecek yem sorunu da çözülecektir. Ayçiçeği üretimi arttırılınca çekirdeği ülke içinde kırılarak hem yağ elde edersiniz, hem de çekirdeğin kabuğundan posasından küspe elde ederek yem üretiminde değerlendirirsiniz.
Buğday üretimini artırırsanız ve un ihracatı için değirmenleriniz çalıştığında ortaya çıkan kepek yemde kullanılır.
Şeker pancarı üretimini artırırsanız, işlenirken elde edilen melas yemde kullanılır. Arpa, mısır gibi ürünlerin üretimini artırırsanız doğrudan yem sorununun çözülmesine katkı sağlamış olursunuz.
İktidar ya bunları yapmalı ya da yapacak olanların önünü açmak için derhal seçime gitmelidir.